2009 DÜNYA EKONOMİK KRİZİ
Dünya artık küresel bir sermaye tarafından yönetilen haritalarda birbirinden ayrı imiş gibi görünen ama gerçekte birisinde en ufak ekonomik dalgalanmada hepsinin etkilendiği bir bütün haline gelmiştir.
Ülkemiz de IMF politikaları nedeni ile küresel sermayeye muhtaç ve bağımlı bir hale getirilmiştir. Küresel sermaye bugün ABD de toplanmaktadır. ABD belki dünya’nın en borçlu ülkesidir ama güçlüdür ve ayakta durabilmektedir ve hatta borçlarını ödemesi söz konusu bile değildir. Ama ABD küresel sermayeyi kendi ülkesinde topluyor ve o sermaye ile kendi yaşamını idame ettiriyor. Çin, Japonya ve Almanya üretiyor ve ABD ye ihraç ediyorlar mallarını. ABD bu malları alabilmek için yine bu ülkelerden kredi alıyor ve böylece çark dönüyor. Bu ülkelerin kredi vermemesi söz konusu değil çünkü ürettikleri malları ABD den başka alacak ülke yok. İşte bu nedenle devran dönüyor ve bizlerde izliyoruz sadece.
Mortgage ABD ürünü olmasına rağmen önce Asya ve Avrupa borsa ve bankalarını salladı neden? Çünkü mortgage kredilerini ABD kendi vatandaşlarına bu Asya ve Avrupa bankaları eli ile verdi. Küresel sermayenin şimdilerde toplandığı bir yer daha var İngiltere. ABD ise küresel sermayenin kendi ülkesinden gitmesine ya da kendisine yeni yerler bulmasına izin vermez ve vermemek için de çabalar durur.
Çin hızla üretim potansiyelini arttırmakta diğer ülkeler de küresel kapitalist politikalar gereği üretimlerini sürekli azaltmakta ve kota ile üretim yapmaktadırlar. Bizim ülkemizde olduğu gibi. Tekstil örneğinden bahsedersek ülkemizdeki tekstil sektörü bitti şuan mevcut olanlar da kan ağlamaktadır. Nedeni Çin istilası olduğu kadar ülkedeki ham madde, iş gücü, enerji ve diğer maliyetlerin fazla olmasının da payı yadsınamayacak kadar dazladır. İşte bu nedenle ülkeler bağımlı ve borçlu hale getirilmektedir.
Bizim ülkemiz borcu borç ile ödemeye çalışan bir zihniyet ile hareket etmekte ve tüm stratejik kurumları satmaktadır. Keşke satılan kurumların paraları bir işe yarasa idi ama borç faizlerine dahi yetmedi. ABD bize özelleştirmeyi ballandıra ballandıra anlatırken kendisi devlet eli ile üretim yapmaktadır. Fransa bizim bankalarımızı özelleştirin diye baskı yaparken kendisi bankaların %42 sini devletleştirmiştir.
Ve gelelim 2009 Dünya Ekonomik Krizine, evet belki şuan bu sizler için bir ütopya olmaktan öte gitmeyecektir. Belki çoğunuz saçma diyecektir. Ama zaman her şeyin ilacıdır ve çok zaman da istemiyorum sizden sadece bir yıl sadece bir kısa yıl. 2008 sonunda ve 2009 başında Dünya Ekonomik Krizi yaşayacaktır. Ve tüm borsalar değer kaybedecektir, faizler yükselecek, paralar değer kaybedecektir. Bu nedenle ben uyarıyorum ve ayağınızı yorganınıza göre uzatın diyorum.
Peki, kriz ne getirir ne götürür ülkemize? İktidar partisi diyebilir ki biz elimizden geleni yaptık ekonomik hedeflerimize ulaşmamız için hiçbir engel yoktu ancak dünya genelinde meydana gelen bu kriz bizim ülkemizi de olumsuz etkiledi. İyi ama bu mazeret mi? Ya da bu yeterli bir açıklama mı? Hayır tabi ki değil. Devlet adamlarımız ileriyi görmelidirler ve öngörüleri kuvvetli olmalılar. Her ihtimali düşünerek adım atmalılar. Bu ülke daha önce bir çok kriz yaşadı ders alınmalı bu geçmişten. Ama ne yazık ki bugünü göremeyen devlet adamları geleceği de göremezler. İşte bu nedenle ülkemiz bir ekonomik buhran ile yüz yüze kalacaktır.
Fert olarak sizleri önlem almaya davet ediyorum. Birincisi döviz cinsinden borçlanmayalım, banka kredilerine güvenmeyelim, faizli işlerden ve borsadan uzak duralım.
Bu bir öngörüdür. Ve inanıp inanmamak da size kalmış bir seçenektir. 2008 zorlu geçecek 2009 da ise kriz patlak verecek haberiniz olsun.